2018 tarihli Çetmi Otağı yayınına göre, Çetmi’de 1965 yılında 65 üyeli bir tüfekçilik kooperatifi kuruldu. Bu tarihçe yerel yayına dayanır; kooperatifin resmî kuruluş ve kapanış belgeleri henüz bulunamamıştır.
Dönem
Gelişme
1950
Mehmet Kuyucuoğlu (Hizarcı Mehmet Efendi) ve Hüseyin Yapıcı (Tüfekçi Hüseyin Efendi), Huğlu’da öğrendikleri tüfekçiliği Çetmi’ye taşıdı. Önce Mustafa Yapıcı’ya, ardından diğer köylülere öğrettiler.
İlk yıllar
Ürünler Huğlu, Üzümlü ve Kayabaşı’na satıldı.
1965
Yayında “Çetmi Kooperatifi” adıyla geçen girişim 65 üyeyle kuruldu.
İzleyen üç yıl
Üretim sürdü; Almanya’ya işçi göçüyle faaliyetler durma noktasına geldi. Az sayıda usta çalışmayı sürdürdü. Bu anlatım, hukuki kapanış tarihi vermez.
1980 sonrası
Sayıları azalan ustalar Üzümlü’deki tüfek şirketlerinde çalışmaya devam etti.
Yayında Çetmi’de yapılmış çift yılan işlemeli bir tüfeğin fotoğrafı da bulunur. Köyde üretimin yapılmadığı ve araçların atıl kaldığı yönündeki ifade 2018’deki durumu anlatır; günümüz için ayrıca doğrulama gerekir.
Çetmi’de tüfekçilik: işlemeli gövdenin yandan görünümü. Kaynak: Çetmi Otağı (2018), basılı s. 60. Fotoğrafın çekim tarihi ve fotoğrafçısı bu sayfada belirtilmemiştir. Fotoğrafa dokunarak büyütebilirsiniz.
Salih Eser’in Gazi Üniversitesinde hazırladığı 80 sayfalık yüksek lisans tezi, Huğlu ile Akçabelen’i sosyal, ekonomik ve istihdam açısından karşılaştırır. Başlığında Akçabelen “kooperatifleşmemiş” olarak tanımlanır. Tezin tam metnine ulaşılamadığından bu ifadenin 1965 girişimiyle ilişkisi kesinleştirilememiştir; başlık tek başına daha önce hiç kooperatif kurulmadığını kanıtlamaz.
Julius Jüthner, Fritz Knoll, Karl Patsch ve Heinrich Swoboda’nın 1903’te Prag’da yayımlanan ön raporu, 1902 Küçük Asya araştırma gezisini anlatır. Basılı 31. sayfada ekip, “Tschetme”de 12 Mayıs’ı 13 Mayıs’a bağlayan gece kaldığını kaydeder.
Üskeles, İvrim-Kalesi ve Ada-köy üzerinden gelen güzergâh; ertesi gün Gendschek-köy yönüne devam eder. Tschetme’den Taş-Dereköy’e doğrudan araçla geçilebilir yol yaklaşık üç buçuk saat olarak verilir. Bu eski seyahat süresidir; güncel ulaşım bilgisi değildir.
Aynı bölüm Faris-Beleni’de mermerli mimari kalıntılardan söz eder ve Sarre’nin Parlais eşleştirmesini reddeder. Bu, köyün antik adının kesinleştiği anlamına gelmez. Eski yerler, bugünkü mahalle sınırlarıyla otomatik olarak aynı kabul edilmez.
1902 gezisini anlatan 1903 raporunun basılı 31. sayfası.
Kaşaklı listesinde Çetmi: tablonun tarihini doğru okumak
Hamit Şafakcı’nın “Bozkır Madeni Emaneti Kazalarının Yükümlülükleri (1776–1839)” çalışmasının 191. sayfasındaki Tablo 1, Çetmi’yi Kaşaklı sütununda gösterir. Ada, Çay, Mahremkolu ve Salur gibi çevre adları da bu sütundadır.
Makalenin 46 numaralı dipnotu, köylere ilişkin eksik bilgilerin 1840 verileriyle tamamlandığını açıklar. Bu nedenle Çetmi’nin 1776’da madene bağlandığı, her hanenin madende çalıştığı veya köyde maden ocağı bulunduğu sonucu çıkarılamaz.
Bu tablo, 1840–1841 temettuat araştırmasıyla birlikte Çetmi’nin dönemin idari ve ekonomik çevresindeki yerini anlamaya yardımcı olur.
Füsun Sipahiler’in Anabolia anatolica larvası üzerine İngilizce makalesi, örneklerin 20 Ağustos 1999’da Akçabelen Pınarı’ndan toplandığını bildirir. Yer bilgisi Konya–Beyşehir–Akçabelen olarak verilir; yayında 37°30′ K, 31°30′ D ve 1.100 m kaydı bulunur.
Bu yuvarlatılmış örnekleme koordinatı, yaklaşık 37,48° K / 31,49° D olan yerleşim merkeziyle aynı hassasiyette bir nokta değildir. Köy merkezi ile pınar ayrı konumlardır.
Makale türü Pleistosen kökenli relikt olarak değerlendirir. Bu biyocoğrafi değerlendirme, köyde o çağda insan yerleşimi bulunduğunu kanıtlamaz. Yayın, Entomologica Romanica’nın 2007 tarihli 12. cildindedir; son sayfada basım tarihi 28 Ekim 2008 olarak belirtilir. Günümüzdeki dağılımı ve koruma durumu için yeni saha verisi gerekir.
2001’de Akçabelen–Kayabaşı yönünde tarım araştırması
Mehmet Zengin ve Cevdet Şeker’in buğday bitkisi ve toprak özellikleri araştırması, Beyşehir çevresinde Nisan 2001’de toprak ve Haziran 2001’de bitki örnekleri alındığını bildirir. Tablo 1’de 11a–11b numaralı örnekler “Akçabelen–Kayabaşı çıkışında solda” diye tanımlanır.
Bu kayıt, Çetmi’nin yalnızca fasulye üretimiyle değil, buğday ve toprak araştırmalarıyla da bilimsel yayınlarda yer aldığını gösterir. Araştırmanın 15 noktasına ait ortalamalar yalnızca Çetmi’nin toprağına mal edilmez. Eski bir örnekleme, bugünkü bütün tarım arazilerinin durumunu temsil etmez.
Slow Food Foundation’ın Ark of Taste kataloğunda “Akçabelen Çetmi Sugar bean” başlıklı İngilizce bir kayıt bulunuyor. Kayıt, ürünü geleneksel tohum, elle yürütülen üretim ve yerel tarım mirası çerçevesinde tanıtıyor.
Ark of Taste kaydı, Çetmi fasulyesinin uluslararası tanınırlığına katkı sağlar. Türkiye’deki coğrafi işaret tescili ise Türk Patent ve Marka Kurumunun ayrı bir kaydıdır.